.

GOETHE ALMANYANIN OTİSABİSİDİR



Goethe, Hölderlin ve Otisabi



Beşiktaş'ta Mehmet Özdilek adında efsanevi bir orta saha oyuncusu forma giymiştir kısa bir süre öncesine kadar. Bu adamı taraftar o kadar beğenmiştir ki "Sen Mehmet Değil Şifosun" diye haykırmıştır. Ondan sonra da Mehmet'in adı Şifo Mehmet kalmıştır. Ben de Otisabiye "Sen Otisabi değil Goethesin" diye haykıracağım. Ama bu düz bir hayranlık duygusundan doğan bir çığlık değil tabii. Karmaşık bir arkaplanı var, kısmi bir eleştirellik de içeriyor. Alman edebiyatında(ya da 18.yüzyıl Alman edebiyatında diyelim), ilk bakışta, en büyük yazar Goethe'dir. En büyük uluslar arası şöhrete sahip ve en büyük ulusal gururun kaynağı olan isimdir Goethe. Bununla birlikte, Alman edebiyatının çok derinlerine dalan kişilerin "Ben Hölderlin'i(ya da Kleist'ı, Novalis'i vb.) Goethe'ye tercih ediyorum. Goethe'yi ilginç bulmuyorum" gibi şeyler söyledikleri zaman zaman gözlemlenir. Goethe, Alman Edebiyatının genel standardıdır; genel standarda göre Alman edebiyatının en büyük ismidir. Hölderlin ise Alman edebiyatının "büyük deneysel şair"i, büyük avangardıdır.

Ekşi Sözlüğün en popüler, en "kitleleri peşinden sürükleyici", belki en tipik yazarının Otisabi olduğu genel bir kabul. Ekşi Sözlüğün genel ruhunu kuran, ağırlık merkezini oluşturan kişinin Otisabi olduğu da söyleniyor. Goethe de, Alman kültürü açısından benzer bir rol oynamıştır. Otisabinin Ekşi Sözlükte oynadığı rol, Hölderlin'in Alman edebiyatında oynadığı role benzemez. Goethe'nin Alman edebiyatında oynadığı role benzer. Alman kültürünün en tipik, en standart örneği, "ağırlık merkezi" sayılabilecek örneği Goethe'dir. Bu nedenle de, Alman kültür merkezlerine "Goethe Ensitütüsü" adı verilmektedir. Eğer Ekşi Sözlük kültür merkezleri açılsaydı, onlara da "Otisabi Kültür Merkezi" adı verilmesi ideal olurdu.

Hölderlin ise dediğimiz gibi Alman edebiyatının "büyük marjinali"dir. Goethe kadar büyük bir şöhrete sahip değildir, sadece gerçek edebiyat meraklıları tarafından tanınır. Seçkin edebiyat çevrelerinde Hölderlin'in prestiji kısmen Goethe'den daha yüksekse de, Alman toplumunun ve kültürünün geneli açısından Goethe'nin sahip olduğu konum Hölderlin'in sahip olduğu konumdan daha önemlidir. Deneysel, soyut, avangart, sofistike vb. birçok sıfatla tanımlayabiliriz Hölderlin'i. Benzer şekilde, Ekşi Sözlükte de bir genel standart vardır, bir de marjinal, "özel", "uzmanca" beğenilere hitap eden isimler. Otisabi, genel standarda göre Ekşi Sözlüğün en büyük yazarıdır. Gerçi, "marjinaller Goethe'yi beğenmezler" diye bir durum da yoktur, örneğin Nietzsche Goethe'nin büyük bir hayranıdır. (Ama gene de Nietzsche, Hölderlin'i Goethe'den daha çok sever.) Benzer şekilde, "Orijinal sözlük yazarları Otisabi'yi beğenmezler" diye bir şey de yoktur.

Otisabinin idolleştirilmesi, ortalama sözlük yazarları arasında, orijinal, deneyimli, klas sözlük yazarları arasında olduğundan bir miktar daha yüksek bir yoğunlukla gözlemleniyor muhtemelen. ("Anket mi yaptın?" diye ayar vermeye kasmayın, o çok klişe bir ayar repliği) Ama Nietzsche'nin Goethe'yi beğenmesine benzer şekilde, klas sözlük yazarları da Otisabi'yi beğenirler. Sonuç olarak, Otisabinin sözlükteki konumu her açıdan Goethe'nin Almanya'daki konumunu andırır. Ve Goethe'ye benzeyen şekilde, avamdan ziyade yüksek beğeniye hitap eden bir isimdir Otisabi her şeye rağmen.

Ekşi Sözlüğün Hölderlin'i olarak görülebilecek isimler, daha az ünlü, daha gizemli isimlerdir. Bu isimlerin ünleri Ekşi Sözlüğün dışına taşmamıştır. Ekşi Sözlüğün çok derinlerine, çok ince yerlerine dalan(hayvan arayı yoğun şekilde kullanarak tek tek sözlük yazarlarını mercek altına yatıran) bir insan, Otisabiden daha marjinal, daha avangart, daha karanlık yazarlar keşfedecek, daha sapkın, daha karanlık, daha dipsiz hazlara, daha gizemli oyunlara, daha ürkütücü ruhların soluklarına dokunabilecektir belki. Yani, Hölderlin'leri keşfedebilecektir. Ekstra large polemik yaratmak istemediğim için, Ekşi Sözlüğün Hölderlinlerinin kimler olabileceği konusunda bu yazının sınırları içerisinde fikir yürütmek istemiyorum.

Hölderlin, Goethe kadar büyük bir uluslararası şöhrete sahip değildir. Goethe, (gerçi Martin Luther'in İncil çevirisinin Almacanın standardizasyonunda oynadığı rol de göz ardı edilemez) Almancanın standardını belirlemiştir. İdeal Almanca "Goethe Almancası"dır. Buna karşın, Hölderlin'in daha garip, daha gizemli bir Almancası vardır. Hölderlin'in Almancasının Goethe'ninkinden daha zengin olduğu anlamına gelmez bu. Hatta tam tersine Goethe'nin Almancası(kelime haznesi bakımından) Hölderlin'inkinden daha zengindir. (Goethe'deki dilsel zenginlik, Otisabi'deki dilsel zenginlikle olağanüstü bir paralellik gösterir) Ama Hölderlin'in Almancası daha girifttir, daha çapraşık cümle yapıları içerir. Goethe'nin Almancasının sağlıklı bir güzelliği vardır, Hölderlin'in Almancasının ise sağlıksız bir güzelliği. Benzer şekilde, "Standart Ekşi Sözlük Dili" de Otisabi'nin dilidir. Nasıl Almanlar Goethe'nin etrafında toplanıyorlarsa, Ekşi Sözlük yazarları da Otisabi'nin etrafında toplanırlar. Otisabi Ekşi Sözlük'ün ağırlık merkezidir. Bütün Ekşi Sözlük yazarlarının ortalaması gibidir hatta bir bakıma.

Yani, sonuç olarak şunu söylemek isterim ki: Bence, "klasik" bir noktadan, "merkezden" bakıldığında Otisabi, Ekşi Sözlüğün en iyi yazarıdır. Ama, daha avangart, marjinal bir gözle bakıldığında, Ekşi Sözlüğün en iyi yazarının kim olduğu tartışmalı hale gelir. Böyle bir açıdan bakıldığında, "Ekşi Sözlüğün en iyi yazarı x'tir" şeklinde göze çarpan net bir isim yok pek. Birden çok isim akla geliyor. Herkesin tercihleri farklıdır diye düşünüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, örnekleri tartışmak istemiyorum. Bu yazının amacı Ekşi Sözlüğün Goethe'sini tespit etmek, Hölderlin'ini tespit etmek değil.

Toparlayalım: Merkezden, klasik noktadan bakıldığında, Otisabinin ismi çok baskın ve çok net bir şekilde önde. "Avangart", marjinal noktadan bakıldığında ise belirli bir isim öne çıkmıyor tam olarak. Bu nedenle de, totalde, Ekşi Sözlüğün en iyi yazarının Otisabi olduğunu söylemenin kısmen de olsa haklı bir yaklaşım olacağına inanıyorum. Otisabi'nin Ekşi Sözlüğün en iyi yazarı olduğunu söylemek, Goethe'nin Almanya'nın en iyi yazarı olduğunu söylemek kadar haklı bir önerme en azından. Hatta bir miktar daha haklı.

Otisabinin, Ekşi Sözlük sosyolojisi kapsamında değerlendirildiğinde "marjinal" bir konumdan çok "standart" ya da "norm" bir konuma tekabül ediyor olması, kendi deyimiyle söylemek gerekirse "uyumsuz", "orijinal", avangart bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez. Hatta, bizzat Otisabinin kendisi, Ekşi Sözlükte uyumsuz, marjinal kimliklere artık yeterince prim verilmediğinden şikayetçidir. Belki de Ekşi Sözlüğün genel dokusu Otisabinin tarzının etrafında oluşmuş olduğu için Otisabi kendi isteği dışında merkeze oturmuştur. Otisabi, marjinal, çizgidışı düşünme yeteneğine sahip olan bir Ekşi Sözlük yazarıdır ama marjinal düşünme yeteneği en yüksek olan Ekşi Sözlük yazarı olup olmadığı tartışılabilir. Yazılarını Ekşi Sözlükteki bağlamlarından soyutlayıp kitaplaştırmayı deneseydik, ortaya çıkan ürün, "standart" değil "marjinal" bir kitap olarak algılanırdı elbette. Otisabi belki şu açılardan da Ekşi Sözlüğün merkezinde, ortasında görülebilir: Dili ve konuları kısmen entelektüeldir ama genel ortalama kadar entelektüeldir, aşırı entelektüel değildir. Abazanlık kültürüne yakındır, ama aşırı yakın değildir, genel ortalama kadar yakındır. Mizahi yönü ön plandadır, ama aşırı ön planda değildir, belki sözlüğün genel ortalamasından biraz daha ön plandadır.

Otisabinin Ekşi Sözlükte "marjinal"den çok norma tekabül etmesini şu şekilde de açıklamayı deneyebiliriz: Ekşi Sözlükte marjinalite-norm dualitesi, sadece içeriksel boyutta değil biçimsel, formatsal boyutta da mevcuttur. Ekşi Sözlüğün kendi biçimsel marjinalite dengesi, biçimsel marjinalite-norm dualitesi vardır. Biçimsel boyuttaki dualite, içeriksel boyuttaki dualiteden bağımsızdır. Ekşi Sözlüğün biçimsel marjinalite-norm dengeleri açısından değerlendirildiğinde, uzun entryler giren, az başlık açan, az akıllı bakınız kullanan, çok fazla gizemli bakınızlar vermeyen, çok fazla biçimsel oyun oynamayan bir tarz(yani Otisabinin tarzı), entrylerin içeriği provokatif, tabuyıkıcı ve marjinal bile olsa, spekülatif başlıklar açan, bakınızlarla ilginç oyunlara girişen, gizemli ve zor anlaşılır göndermeler yapan bir tarzdan daha az marjinal ya da "daha az avangart" olarak görülmektedir. Örneğin Otisabinin ensestle ilgili girdiği son entryler, fikir olarak aykırı entryler olsalar da sözlüğün biçimselliği açısından "klasik" diyebileceğimiz entrylerdir. Sonuç olarak, Otisabi, içeriksel olarak yer yer en uç fikirleri de savunsa, Ekşi Sözlüğün biçimsel normları açısından "standart", "norm", "klasik", "çok kurallı", "marjinaliteden uzak" diyebileceğimiz bir çizgi izlemektedir.





Otisabinin Dili



Otisabinin en başarılı olduğu konu, belki Goethe'nin de en başarılı olduğu konu olan dildir. Bizim kuşaktaki(ben şahsen Otisabiden 144 gün sonra doğmuşum, o nedenle "bizim" sıfatını kullanma yetisini kendimde görüyorum. Yoksa "bizim kuşak" denilen şeyin kapsamı çok tartışılabilir tabii) (bkz:üşenmedin saydın mı) kendi dilini, kendi üslubunu yaratmayı başarmış olan belki de ilk isim Otisabidir. Otisabinin dili, son derece çarpıcı küçük detaylarla bezelidir. Bu detaylar, Otisabinin Türk internet kültürünün genel ırmağından topladığı güzelliklerdir kısmen. Edebi kriterlerle değerlendirildiğinde Otisabinin dilsel kalitesi tartışmalı gelebilir birçok insana. Türkçesi tamamen yeni bir Türkçedir. İngilizce, Osmanlıca birçok kavram içerir. Sade, berrak bir Türkçe değildir. Tam tersine soslu, yorucu, çetrefilli, karışık bir Türkçedir. Ama çekiciliği de bu noktadadır. Benim kişisel tercih ve temayülüm, "Yeni Türkçe"nin, Otisabinin ve Ekşi Sözlük'ün diline yakın bir noktada şekillenmesi gerektiği yönünde. Otisabinin dilinin en parlak yanlarından biri de, araya kattığı mücevherlerdir. "ibibik, zeybek havası, dangıl dungul, Amokachi, söğüşlük, kaşıntılı trük, ekstre"(seçtiğim örnekler, anlattığım şeyi en iyi tanımlayan örnekler olmayabilirler, ama nasıl bir dilsel alana atıfta bulunduğum nettir herhalde) vb. terimleri o kadar ustaca bir şekilde kullanır ki, adeta yazılarının içine bu kelimeleri birer mücevher gibi yerleştirdiğini söyleyebiliriz. Eğer Otisabinin yazarlığının bir sırrı varsa o da budur bence.

Aslında bu Ekşi Sözlükçülerin önemli bir kesiminin yaptığı bir şeydir ama Otisabi bunu en kıvrak şekilde yapar. Bu başarısını belki de şimdiye kadarki Türk internet kültürünü çok iyi gözlemlemiş olmasına ve ilginç bulduğu şeyleri çok iyi bir şekilde hafızasında biriktirmiş olmasına borçludur. Otisabiyi, bu açıdan, halk kültürünü iyi bir şekilde gözlemleyerek kendine onun içinden malzemeler çıkartan bir şaire, ozana, modern türkücüye benzetebiliriz. Tabii Otisabinin beslendiği kaynak, Türk halk kültürü değil Türk internet kültürüdür. Gerçi Türk internet kültürü de, Türk halkının ürettiği bir kültür olması bağlamında, bir tür "Türk halk kültürü" olarak formülize edilebilir. Aslında, Goethe de, tıpkı Otisabi gibi, halk kültüründen yararlanmıştır. Goethe, birçok yılını, Almanya'yı gezerek ve halk şiirleri, halk şarkıları vb. toplayarak geçirmiştir.





Otisabi ve Entelektüalite



Otisabi'nin güçlü olduğu nokta, "incelik" değildir. İnce kıvrımlardan sızarak ilerleyen gizemli ve karanlık sesleri andıran Ekşi Sözlük yazarlarına benzemez. Onun sesi, gürül gürül bir sestir daha çok. İnceliği, fikirlerinden çok dili kullanım biçiminde yatar. Dili olağanüstü güzel ayrıntılarla işlenmiş, zenginleştirilmiş, bol malzemeli, bol soslu bir dildir. Fikirsel yapı olarak Otisabinin o kadar da güçlü olmadığı noktalar vardır. Otisabinin güçlü yanının fikirlerinden çok dili kullanım biçimi olduğu kanaatindeyim. Otisabinin dil kullanımı kelimenin tam anlamıyla bir gösteridir. Aslında bizim kuşaktaki birçok insanın yapabilmeyi arzuladığı ama sadece belirli bir noktaya kadar becerebildiği bir şeyi en mükemmel şekilde yapmaktadır Otisabi: Dilsel ayrıntılar ve gündelik yaşam ayrıntıları üzerinden şov yapmaktadır. Otisabinin en çok karşılaştırıldığı isimlerden biri de Cem Yılmaz. Bence, Otisabiyi, Türk internetinde sahip olduğu konum bağlamında tanımlamak, Cem Yılmaz'la karşılaştırarak tanımlamaktan daha hayırlı bir yaklaşım. Otisabi Cem Yılmaz'la bazı benzerlikler gösterse de, ondan daha sınırlı bir kitleye hitap eder. Cem Yılmaz'ın hayran kitlesinin sadece görece entelektüel ve görece genç olan kesimi, Otisabi'ye de hayranlık besler.

Otisabiyi, elbette ki, ne "Türk internetinin vücutlaşmış hali"ne, ne de "mizah yazarı"na indirgemek yeterli olmaz. O, bir yönüyle de, bir "fikir adamı"nı andırır. Analitik bir yönü vardır. Bu yönü, daha çok mizahi yönünü destekleyici nitelikte olsa da, en azından mizah kültürü, popüler kültür ve "Türk internet tarihi" gibi alanlarda Otisabinin kayda değer bilgileri, gözlemleri, yorumları olduğunu teslim etmek gerekir. Ayrıca, çoğu sosyal konuda(diyelim ki Nazım Hikmet) kendisi ile aynı görüşteyim ben kendi adıma konuşmam gerekirse.(Biraz şahsi bir yorum oldu ama neyse) Gene de, Otisabinin gerçek anlamda bir "analizci", "düşünür" vb. olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı konusunda şüphelerim var. Gözlemci ile düşünür/analizci arasında çok önemli bir çizgi var. Otisabinin düşünsel faaliyetinin "gözlemci"lik alanının sınırlarını ne ölçüde zorladığı, tartışılması gereken bir nokta.

Analiz, içeriktir. Otisabinin gücü ise bariz bir şekilde içerikten çok dilde. Bununla "sıradan fikirlerini ilginç bir dille anlattığı için beğeniliyor" da demek istemiyorum tam olarak. Kendine özgü bir hayal gücüne, yaratıcılığa, farklı algılama kapasitesine sahip olduğu noktalar var. Ayrıca, sahip olduğu bazı "aykırı" fikirleri iyi bir şekilde temellendirme özelliğine de sahip. Ama gene de, bu gibi konularda Otisabi'ye eşdeğer yetilere sahip olan başka sözlük yazarları da var.

Ben, Otisabiyi, bir "fikir adamı" ya da "analizci" olarak değil, gözlemlediği saçma durumlara şaşıran, laf sokan, berrak bir algıya sahip bir gözlemci-espritüel-isyankar genç olarak görmekteyim. Hiç bitmeyen bir "Yaa abi bu nedir yaa" sesi olarak görmekteyim. Benim gönlümde kendine açtığı yer böyle bir yer. Çevresinde gördüğü saçmalıklara şaşıran, internete giren ve "yaa abi bu nedir yaa" diyen bir "genç internet kullanıcısı" olarak, bir "normal genç" olarak göreceğim onu. Ama bu "normal genç"in olabilecek en subtil, en klas, en keyifli örneği olarak tabii. Hatta, belki de, Otisabi, akademik anlamda bir entelektüele, analizciye dönüşmektense bu "saf" halini korumaya çalışmalı. Çünkü onun büyüsü, biraz da, hepimizin içinde olan "saf eleştirelliği" dışa yansıtmasında yatıyor. Fikirlerini her zaman için sağlam entelektüel temellere oturtamamasına rağmen, sezgileriyle doğruları algılayabiliyor. Ayrıca sosyal, siyasi, toplumsal konulara yönelik bakış açısı dengeli, merkezde duran bir bakış açısı olarak da tanımlanabilir. Bu da, önemli bir olgunluk göstergesi.

Otisabinin mizah yeteneğinin içgüdüsel olduğunu düşünüyorum. Buna karşın, düşünsel, entelektüel yönünün ise daha çok "bilgi biriktirme"ye ve "biriktirdiği bilgileri sentezlemeye" dayalı olduğuna inanıyorum. Biraz kaotik, şaşkın bir boyut içeriyor bence Otisabinin fikirsel, entelektüel yönü. Bazı fikirsel yazılarını, yeterince sofistike olmasalar da, içlerinde rast geldiğiniz büyüleyici mizahi detaylar sayesinde sevebiliyorsunuz. Örneğin şu anda ismini vermek istemediğim ünlü bir kişiyi eleştirmek için yazdığı bir yazıyı hatırlıyorum. Yazının geneli başarısızdı bence, ama en sonda kullandığı "hadi abim" ifadesi olayı o kadar güzel özetliyordu ki, yazının genel başarısızlığını kapatıyordu. Maçın geneli boyunca etkili olamamasına rağmen attığı golle maçın kaderini değiştiren bir forvet gibi "hadi abim"le olayı bitirmişti. Otisabinin beyninde, hangi konudan bahsederse bahsedersin orijinal olmasını sağlayan bir "dilsel enstrümanlar repertuarı" ya da "dilsel cephanelik" var kesinlikle.







Otisabinin Sosyopolitik Analizine Giriş Notları



Kendisinin siyasi duruşunun apolitik-liberal ile sol-liberal arasında bir yerlerde seyrettiği kanaatindeyim. (Kendisi marksizmden dem vuruyor ama ben Otisabide herhangi bir Marksist öğe göremiyorum. Ki bunu da olumlu bir saptama olarak söylüyorum. Otisabiye yakışan şey Marksizm değil liberalite.) Ya da yeni bir terim üretelim isterseniz: Geyikçi-sol-liberal. Bu noktada da kendimi ona yakın hissediyorum. Bence, modern Türkiye'yi kuracak kitle, geyikçi-sol-liberal gençlik olabilir. Gene de, bu kavramın yanlış anlaşılmasından korktuğumu da belirtmeliyim. Otisabinin bir yönüyle "elit" sayılabilecek bir yanı olmakla birlikte, "doğulu" denilebilecek bir yanı da var. Bu çelişkinin de onun açısından bir avantaj olduğuna inanıyorum. Sonuçta mizah çelişkilerden beslenen bir şey. Üslubundaki küfürbazlık ve şamatacılık doğulu yanı; bilgi birikimi, İngilizce kelimelerle oynama ustalığı ve terim kullanımı konusundaki başarısı da batılı yanı olarak değerlendirilebilir Otisabinin. Her ne kadar bazı insanlara snob ve elit görünüyor olabilse de, entelektüalite bağlamında da sınıfsal bağlamda da elitist bir kişi olarak değerlendirilmemelidir. Ekşi Sözlükte, kendini beğenmişlik anlamında da, entelektüalite bağlamında da, sınıfsal bağlamda da, kesinlikle Otisabiyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir elitist yaklaşıma sahip olan insanlar var.

Otisabinin entelektüalist hiyerarşilere uygun düşmeyen bir şamatacılığı, karnavaleskliği, doğallığı, küfürbazlığı ve popüler kültüre yakınlığı da var zaten. Onu snobizmle suçlamak da çok gerçekçi değil, çünkü Otisabinin yazım tarzı, son derece "Türki" ve "halktan" ifadeler içeriyor. Snob sayılabilecek tek yanı, İngilizce kelimeler kullanması. Ama bu da onun genel dilsel estetiğinin bir parçası. Ben bir gazete patronu olsaydım ve Otisabi köşe yazarım olsaydı, birçok insanın anlamaması pahasına Otisabiye İngilizce kelimeler kullanma izni verirdim. Çünkü bunun tersini yapmaya kalkışmak, dilinin organik bütünlüğüne darbe vurmak ve yaratıcılığını köreltmek anlamına gelirdi.

Gerçi, her ne olursa olsun, Otisabiyi, Türk toplumunun yüksek bir sosyoekonomik sınıfının sesi olarak değerlendirmek de mümkün. Ama ben bunu da bir problem olarak görmüyorum. Daha düşük sosyoekonomik sınıflara bu noktada söylenebilecek şey, "Siz de kendi internet starlarınızı çıkartsaydınız" olabilir ancak. Gerçi, internet Türkiye'de hala görece yüksek sosyokültürel sınıfların dominansında olan bir alan, bu nedenle de çıkarttığı starların bu profile uygun olmaları kaçınılmaz.





Ekşi Sözlük ve Divan Edebiyatı



Ekşi Sözlük, son kertede bir tür "oyun"dur. Bu açıdan divan şiirine benzer. Divan şiiri de tıpkı Ekşi Sözlük gibi, yazınsal bir etkinlikle oyunu kaynaştırır. Tıpkı Ekşi Sözlük gibi, belirgin bir format içerir. Evet, format kelimesi, divan edebiyatına çok uygun bir kelimedir. Aruz vezni, tipik mazmunlar ve daha birçok öğe, divan edebiyatının formatını oluştururlar. Divan edebiyatının kuralları içerisinde en iyi oynayabilen kişi en büyük divan şairi olur. Bu, imgelemin, hayal gücünün gerekmediği anlamına gelmez, ama imgelem ve hayalgücünün, var olan oyun kuralları, geleneksel alışkanlıklar vb. kapsamında uygulanabilmesi önem taşır ve bu özel bir beceridir. Örneğin Fuzuli, divan şiirinin en büyük isimlerinden biridir. Ama başka bir alanda faaliyet göstermesi gerekseydi, örneğin makale yazması, felsefi, toplumsal bir meseleyi irdelemesi gerekseydi, ya da en basitinden divan şiiri kurallarının dışında bir şiir yazması gerekseydi ne kadar başarılı olurdu? Otisabinin Ekşi Sözlük entrysi üretmek dışındaki faaliyetleri(ki şu andan sonraki bütün faaliyetleri bu tür faaliyetler olacak gibi gözüküyorlar), Fuzuli'nin olası divan şiiri-dışı faaliyetleriyle kıyaslanabilirler mi? Otisabiyi Ekşi Sözlük bağlamından soyutlayarak değerlendirebilir miyiz? Aslında Boxer'da yazdığı için bu fırsatı kısmen bulabiliyoruz. Ama oradaki yazarlık performansı da, Ekşi Sözlükteki entrylerinin bir uzantısı olarak şekilleniyor kısmen. Ben, Otisabiyi, tepeden tırnağa internetin yarattığı bir adam olarak görme eğilimine kapılıyorum bazen. Bu da, gözümdeki gizemini ve büyüsünü artırıyor aslında. Otisabi, klavye başına oturduğunda, bir futbolcunun kramponlarını giyip sahaya çıktığı andaki durumuna benzer şekilde, bir büyü yaymaya başlıyor. "Hadi abim" gibi şutlarla da fırsatını bulduğu anda mükemmel golünü atıyor, üstelik mağlup götürdüğü maçlarda bile.









Otisabi ve Türk İnterneti



Otisabi, Türk internet kültürünün genel birikiminden fışkırmış bir stardır. Türkiye'nin belki de ilk gerçek internet starıdır. Burada olayı Ekşi Sözlükle sınırlı görmenin çok yanlış olacağını düşünüyorum. Türk internetinin genel dilsel birikiminden beslenen ve bu dilsel birikimi besleyen bir internet üslupçusudur Otisabi. Türk internet kültürü Otisabiyi yaratmıştır, ama kısmen tam tersi de doğrudur: Otisabi de Türk internet kültürünün yaratımında rol oynamıştır. İrc, zurna, zuxxi gibi ortamlardan fışkırarak gelen bir sestir Otisabinin sesi. Özellikle zuxxi deneyiminin hem Otisabinin hem de Ekşi Sözlük'ün tarzının şekillenmesinde büyük rolü olmuştur. Bir Almanın Goethe'nin şiirlerine bakarken yaşadığı yurtsever büyülenmeyle bakarım Otisabinin entrylerine. Türk internetinin genel gücünü içerdikleri için severim onları. Bu arada şu kanaatimi de aktarmak isterim ki, bazı elitist yaklaşımlar, Ekşi Sözlüğü Türk internetinin genel sosyal yapısının tamamen dışında kalan bir takım özel kişiliklerin oyun sahası olarak görmek ya da öyle olması gerektiğine inanmak hatasına düşüyorlar. Ekşi Sözlük, sıra dışı kişiliklerin alternatif bir yaşam ve muhabbet kurmak için kurdukları izole bir köy olarak görülmemeli. Tam tersine Türk intenetinin ana kavşağı olarak görülmeli Ekşi Sözlük. Her renkten, her modelden arabanın başdöndürücü bir hızla aktığı bir ana kavşak... Güzelliğinin, ışıltısının ve enerjisinin nedeni de, ana kavşak olmasında aranmalı. Gerçi, elbette ki Ekşi Sözlük'ün yazar profili de okur profili de, Türkiye'deki ortalama internet kullanıcısından yüksek bir kültür düzeyinde. Ayrıca, Ekşi Sözlük Türkiye'nin en çok hit alan sitesi de değil.Ama bu iki faktör de, Ekşi Sözlüğün ana kavşak olmasını engellemeye yetmiyor.

Otisabi ve Ekşi Sözlük üzerine yapılacak hiçbir inceleme, Türk internetinin genel evrim sürecini dikkate almadığı sürece sağlam temeller üzerine oturamaz. Ekşi Sözlüğün şu an gelmiş olduğu noktanın temel nedeni de, Türkiye'deki genel "internet enerjisi"ni son derece başarılı bir altyapı, sistem ve formatla kanalize etmiş olmasında aranmalı. Asıl kritik nokta bu. Ekşi Sözlük, Türkçeye ve Türkiyeye en uygun internet formatını yaratmayı başardı. Ekşi Sözlük, "özenle gerçekleştirilmiş bir eleme sonucunda oluşturulmuş bir seçkin grup"u bünyesinde barındırdığı için değil(ki böyle bir grubu kısmen içinde barındırıyor da olabilir, ama Ekşi Sözlüğün asıl ayrıksı yanı bu değil), var olan "genel internet enerji"sini başarılı bir sistem üzerinden kanalize ettiği ve düzenlediği için efsaneleşti.

1999 yılında, Otisabi Ekşi Sözlüğü ilk gördüğünde("şu anki eşimi ilk gördüğümde" tonu verdi ama ne yapalım içimden romantik bir tonda konuşmak geliyor) olağanüstü şeyler olacağını anlamıştı. (İlginçtir ki, ben de, sözlükten, zuxxiden, Otisabiden vb. tamamen habersiz bir şekilde Almanya'da yaşadığım ve Almanca chat kanalları dışında çok az sanal ortam içinde yer aldığım o dönemlerde, Türk internetinde bir şeylerin patlayacağı, bir tür zeka patlamasının olacağı yönünde bir sezgi içindeydim. Türk internetinin kontrolsüz, vahşi enerjisi beni büyülüyordu. "Türk kültüründe beklediğimiz ama bir türlü gelmeyen o büyük patlama internetten gelecek" deyip duruyordum kendi kendime.) Türkçe chat kanallarında, zuxxide vb. birikmiş olan büyük bir zeka enerjisi vardı. Ama bu enerji belirli bir yerde kayda geçmiyor, sistematikleşmiyor, kanalize olmuyordu. İşte Ekşi Sözlüğü de Otisabiyi de bu gigantik enerji yarattı. Bu gigantik enerji, büyük starlar üretmek zorundaydı ve üretti. Ve bu enerji daha birçok olağanüstü ürün, birçok olağanüstü format, birçok olağanüstü star yaratacak. Türkiye'deki genç ve zeki internet kullanıcıları, şu anki popüler isimlerle sınırlı değiller. Türk internetinde mümkün olan zeka sergileme biçimleri, şu anki popüler isimlerin zeka sergileme biçimleriyle sınırlı değil.

Hatta belki de, Türk internetindeki asıl büyük oyun, asıl büyük şov, asıl büyük dans, asıl büyük büyü daha başlamayı bekliyor. Türkiye'deki internet potansiyelini yaratıcı bir şekilde yönlendirebilecek, yeni site konseptleri, yeni site formatları üretebilecek insanları, büyük popülariteler, büyük ünler, büyük statüler, kısmen de büyük paralar bekliyor. Tabii Türk internetinde şu andan sonra oluşturulacak her türlü yazı-içerikli projenin, Ekşi Sözlük'ten öğreneceği şeyler olacak.

Türk internetinin hızlanarak ilerleyecek dansı sırasında, belki Otisabi'nin göbek hareketlerini bile çok daha rafine noktalara taşıyacak dansözler masaların üzerine çıkacak. Ama ne olursa olsun, Otisabi'nin, Türk internetinin ilk büyük dilsel dansözünün anısı hiç unutulmayacak. Bu yazıyı üzerine iliştirilen bir 100 dolar banknotu olarak almasını rica ediyorum bu ünlü dansözden.

Ha bir de son bir not düşeyim: Otisabinin "kimdir nedir" inde "böyle bir yazar aslında yok" ibaresini gördüğümde bir mezar taşı gibi göründü kimdir nedir kutusu gözüme. Diğer ayrılan ya da kaydı silinen yazarlarda böyle bir duygu hissetmemiştim. Demek ki Otisabi gerçekten de yaşamış bu sözlükte. Yaşadığı için ona teşekkür ediyorum. Türkiye ve internete de Otisabiyi yaşattıkları için teşekkür ediyorum.

.